Sempozyuma Davet

Geçtiğimiz sekiz yıl ülkemizin çoğunluğunu Suriye’deki iç savaş ortamından etkilenen insanların oluşturduğu sığınmacıların göçüne sahne oldu. Halihazırda ülkemizde büyük çoğunluğu Suriyeli olmak üzere 4 milyon civarında sığınmacı ve mülteci bulunduğu tahmin edilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti şu anda dünya üzerinde en yüksek sayıda mülteci ve sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumundadır. Geçen bu süre içinde gerek kamu kurumlarının gerekse Sivil Toplum Örgütlerinin yoğun gayreti sonucunda sığınmacı ve mültecilere yönelik barınma, beslenme, eğitim, sağlık gibi alanlarda çok önemli destekler verilmiştir. Söz konusu hizmetlerin önemli bir bölümünün sürekliliği sağlanmış durumdadır. Ülkemizdeki sığınmacıların büyük ölçüde Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamında yaşamını sürdürdüğü bilinmektedir. Özellikle Suriye’deki iç savaşın devam ediyor olması gönüllü geri dönüşlerin önündeki önemli engellerden biridir. Özetle, büyük bir sığınmacı nüfusunun ülkemizdeki belirsizlik içindeki yaşamı sürmektedir.

Gelinen aşamada, göçün devamlılığı konusundaki akut krizin atlatıldığını ve yukarıda değinilen belirsizlik durumunun birlikte yaşam pratiğine yapılan düşünsel ve motivasyonel yatırımı gölgede bıraktığını söylemek yanlış olmaz. Psikolojik sağlığın ve iyi oluş halinin en önemli belirleyicilerinden olan uyum ve bütünlük hissi bu aşamadaki temel odak noktaları olmalıdır. Ülkemizin koşullarını ve gelecekteki belirsizlikleri dikkate alarak hem uyum hem de bütünlük kavramını karşılıklılık içinde ve daha geniş bir çerçevede düşünmenin daha işlevsel sonuçlar üreteceğine inanıyoruz. Bu nedenle, II. Sığınmacılarda ve Mültecilerde Psikolojik Sağlık Sempozyumu’nun temasını “Geleceği Düşlemek” olarak belirledik.

Ülkemizdeki sığınmacı ve mültecilerle birlikte “Geleceği Düşlemek”; aynı anda pek çok hizmetin sunulmasını gerekli kılmaktadır. Psikolojik sağlığı ve iyi oluş halini belirleyen uyum ve bütünlük hissinin oluşabilmesi için sığınmacı ve mültecilere yönelik hizmetlerin “hak temelli” olmasının önemli olduğunu, bu temeli sağlayabilmek için de alandaki poltika ve uygulamaların kapsamlı, çeşitli ve bilimsel temellere dayalı olmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Geleceği Düşlerken” farklı disiplinlerin bir arada çalışmasının temel bir başlangıç noktası olduğuna dair inancımız, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bu alanda çalışan tüm meslek gruplarını Sempozyumda görme isteğimizi arttırmaktadır.

Sempoyumun sığınmacı ve mülteci psikolojik sağlığı alanında yapılan bilimsel çalışmaların ve uygulamaların paylaşılabildiği bir bilimsel platform işlevini sürdürüyor olmasından duyduğumuz memnuniyeti ifade etmemiz gerekir. Elbette, bu atmosferin oluşması bilimsel çalışmalarını ve deneyimlerini paylaşarak bizlerle birlikte olan bilim insanlarının, alanda hizmet veren kamu ve STÖ çalışanlarının katkısı ile mümkün olmaktadır. Bu nedenle, geçen yıl Sempozyumumuza katılan ve bu yıl da katılacak olan tüm araştırmacı ve uygulamacılara teşekkür ediyoruz.

II. Sığınmacılarda ve Mültecilerde Psikolojik Sağlık Sempozyumu ile bir önceki Sempozyumda olduğu gibi gerek psikolojik hizmet alan sığınmacılara ve mültecilere gerekse hizmet sağlayan uzmanlara yönelik araştırma bulgularının ve deneyimlerin paylaşılacağı bir bilimsel ortam yaratılmasını hedefliyoruz. Aynı zamanda Sempozyum’un bu alandaki bilgi paylaşımına ve uzmanlar/kurumlar arasında ağ oluşturma girişimlerine katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Sempozyum düzenleme çalışmalarımız sürecinde her zaman olduğu gibi bizlere destek olan Başkent Üniversitesi Rektörü, Sayın Prof. Dr. Ali Haberal’a ve sempozyumun düzenlenmesine katkıda bulunan Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’ne (SGDD), Mülteci Destek (Merkezi) Derneği’ne (MÜDEM) ve Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği’ne teşekkür ederiz.

11 Mayıs 2019 tarihinde Ankara’da görüşmek dileklerimizle!

Saygılarımızla,

Sempozyum Düzenleme Kurulu a.

Doç. Dr. Okan Cem Çırakoğlu
Prof. Dr. Arzu İçağasıoğlu Çoban